Ana içeriğe atla

bahçe 2.

zeyneb' in tahayyülünde bu adam bahçe' yi anlatan o adam oluyor. dahası için zaz' ın eblouie par la nuit klibine göz atılabilir.



" - Öyle gibi küçükhanım, hiç başlanmaz zaten, özür dilerim, hep yarına bırakılır.

- Ah! Bayım, böyle konuşuyorsunuz. Çünkü bugün sizin için  yarını size unutturacak kadar dolu. Benim için, bugün bir hiç, bir çöl.

- Kısacası küçükhanım, bugün de şunu yaptım diyecek hiçbir şey yaptığınız olmuyor mu?

- Hayır, hiçbir şey yapmıyorum, bütün gün çalışıyorum. Ama o dediğinizi diyebilecek hiçbir şey yapmıyorum. Kendime böyle bir soru bile sormuyorum.

- Şimdi, yine size karşı konuşuyormuş gibi olmak istemem ama yaptığınız ne olursa olsun, şu içinde yaşadığınız dönem ileride bir önem kazanacak, o sözünü ettiğiniz çölü anımsayacaksınız, o çöl göz alıcı bir yoğunlukla kalabalıklaşacak. Oradan kaçamayacaksınız. Başlamadı sanılır ama başlamıştır. Bir şey yapılmıyor sanılır ama yapılır: Bir çözüme doğru gidildiği sanılır ve bir de arkanıza bakarsınız ki, çözüm arkada kalmıştır. Örneğin şu kent, o anda onun değerini yeterince anlamadım. "

Marguerite Duras / Bahçe


Bu blogdaki popüler yayınlar

evli misiniz ya da tunus çok mahremdir.

Evli Misiniz Ya Da Tunus Çok Mahremdir 
Onu ne kadar sevmek bazı sularda Bazı evlerde bazı kayboluşlarda biraz Bakılıp tutulan gibi bir bir ellerin çarşısında Bir tabak, bir örtüye kolunu çarptırarak Oysa her türlü silahlarla biraz sıkıntı Sanırım çok belli bir küçümseme ölü dudaklarında Ya da giderek belki bir avuç susmayla oradan Koşulup aşka yazılmak en iri puntolarla Böyle ansızın işte yetişip sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
Ben ilerlemiş çiçek, biraz başkalık Çok yerli bir gülümseme cami avlularında Gelinip bulmak gibi sonra çocuklar, çocuklarla Bir yüzü, bir korkuyu yıllarca sevişmiş olarak Olarak pek eski bir odanın aşınmış koltuğunda Gidilmiş subaylarla yok, durulmuş gelinlerle toy Aç kapaklı bir kutu, çal çıngıraklı bir saat Yani her sabah uğrayan evlerin çokluğunca Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
İyiydim, karşı karşıyaydım bir nihilist bakışıyla Oysa gel uyaklı göz, git konuşmalı bir ayak Olup da olmamak sanki en açık…

batış

Güneştir düşen turuncusuna menekşeler sunarım Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye Çocuklara kekik toplıyan sevgiliye Bir kekik uzatan çocuk anne deyince. Deniz dibinden çatı çeken Çocuk üstüne arkadaş üstüne
Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner Değişmiyen o gençliğiyle sevgili Ölümden sonraki kurtulma gibi Döner döner de gelir karşıma Deniz dibinden çıkan ahtapot ölüleri Eski utanmaları çeker su yüzüne
Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin Altın hatıralar hükümetinin Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış Soy utanç soy anış soy sevgi Gel artmaz azalmaz ey sevgi.

Sezai Karakoç