Ana içeriğe atla

bir tereddütün romanı 1.



" Beni yalnız bırakmayınız. "

*

" Parlak bir güneş ortalığı kesiyordu; ve düşündüm ki ölüm güneşin negatifidir; onun için geceye benzetiliyor. "

*

" - Bak! Şu ışıklar birdenbire sönüverse... İşte ölüm. "

*

" Ölüme ve güneşe, diyor, sabit bir gözle bakılamaz. "

*

" Mualla kitabı kapadı. Hayır! Okuyamıyacak. Bir roman kahramanı, her şeyden evvel, kendisiyle beraber yaşanacak sevimli bir arkadaş olmalıdır. Mualla' nın böyle ne kadar dostları var. "

*

" ' Bir Adamın Hayatı ' . Ne hayat! Muharrir mi? Kim bu adam? Muharrir olacak. Türk. Niçin böyle bir otelin yatağında kıvranıp duruyor? Aman o çay. "

*

" Trista' nın ikinci perdesini yazarken Vagner' in geçirdiği ruhi anlar nerede? ' Gökte parlıyan yıldızlar ve etrafımda deniz - mazi nerede, ati nerede? Pembe ve saf bir aydınlık içinde hep yıldızlar görüyorum ve sandalım küreklerin tatlı şıpırtıları arasında kaybolup gidiyor. '

*

" Öleceksin. Emin ol ki ölürsün! "

*

" Mualla çok kitap okumazdı. Çoğunun sahifelerini karıştırır, daima tereddüt içinde kalır ve beğenmeyince kitabı elinden bırakırdı. Fakat bir kerede beğenirse onu tekrar tekrar okur, elinden düşürmez. Konağın kütüphanesinde ciltleri kopmuş, yaprakları kirlenmiş ve yıpranmış, köşeleri bükülmüş, orasına burasına işaretler konmuş sahife kenarları ve satır altları kalemle çizilmiş kitaplar Mualla' nın sevdikleridir. "



Peyami Safa
Bir Tereddütün Romanı




Bu blogdaki popüler yayınlar

evli misiniz ya da tunus çok mahremdir.

Evli Misiniz Ya Da Tunus Çok Mahremdir 
Onu ne kadar sevmek bazı sularda Bazı evlerde bazı kayboluşlarda biraz Bakılıp tutulan gibi bir bir ellerin çarşısında Bir tabak, bir örtüye kolunu çarptırarak Oysa her türlü silahlarla biraz sıkıntı Sanırım çok belli bir küçümseme ölü dudaklarında Ya da giderek belki bir avuç susmayla oradan Koşulup aşka yazılmak en iri puntolarla Böyle ansızın işte yetişip sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
Ben ilerlemiş çiçek, biraz başkalık Çok yerli bir gülümseme cami avlularında Gelinip bulmak gibi sonra çocuklar, çocuklarla Bir yüzü, bir korkuyu yıllarca sevişmiş olarak Olarak pek eski bir odanın aşınmış koltuğunda Gidilmiş subaylarla yok, durulmuş gelinlerle toy Aç kapaklı bir kutu, çal çıngıraklı bir saat Yani her sabah uğrayan evlerin çokluğunca Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
İyiydim, karşı karşıyaydım bir nihilist bakışıyla Oysa gel uyaklı göz, git konuşmalı bir ayak Olup da olmamak sanki en açık…

batış

Güneştir düşen turuncusuna menekşeler sunarım Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye Çocuklara kekik toplıyan sevgiliye Bir kekik uzatan çocuk anne deyince. Deniz dibinden çatı çeken Çocuk üstüne arkadaş üstüne
Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner Değişmiyen o gençliğiyle sevgili Ölümden sonraki kurtulma gibi Döner döner de gelir karşıma Deniz dibinden çıkan ahtapot ölüleri Eski utanmaları çeker su yüzüne
Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin Altın hatıralar hükümetinin Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış Soy utanç soy anış soy sevgi Gel artmaz azalmaz ey sevgi.

Sezai Karakoç