Ana içeriğe atla

evli misiniz ya da tunus çok mahremdir.


Evli Misiniz Ya Da Tunus Çok Mahremdir 

Onu ne kadar sevmek bazı sularda
Bazı evlerde bazı kayboluşlarda biraz
Bakılıp tutulan gibi bir bir ellerin çarşısında
Bir tabak, bir örtüye kolunu çarptırarak
Oysa her türlü silahlarla biraz sıkıntı
Sanırım çok belli bir küçümseme ölü dudaklarında
Ya da giderek belki bir avuç susmayla oradan
Koşulup aşka yazılmak en iri puntolarla
Böyle ansızın işte yetişip sana gelmek
Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.

Ben ilerlemiş çiçek, biraz başkalık
Çok yerli bir gülümseme cami avlularında
Gelinip bulmak gibi sonra çocuklar, çocuklarla
Bir yüzü, bir korkuyu yıllarca sevişmiş olarak
Olarak pek eski bir odanın aşınmış koltuğunda
Gidilmiş subaylarla yok, durulmuş gelinlerle toy
Aç kapaklı bir kutu, çal çıngıraklı bir saat
Yani her sabah uğrayan evlerin çokluğunca
Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek
Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.

İyiydim, karşı karşıyaydım bir nihilist bakışıyla
Oysa gel uyaklı göz, git konuşmalı bir ayak
Olup da olmamak sanki en açık anlamında
Ya da her türlü silahlarla biraz buluşmak
Buluşup ayrılmak hemen o mağra baskınında
Bu kaçıncı eşkıya, çıkarın gözlerimden
İstemem, gittiğin öyle donmasın bakışlarda
Bir tiren bir tiren daha; hızında bir daha öpmek
Yani pek bulunmayan uyurken kanımızda
Değil ki ansızın işte bir evrene büyümek
Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.


Edip Cansever


Bu blogdaki popüler yayınlar

batış

Güneştir düşen turuncusuna menekşeler sunarım Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye Çocuklara kekik toplıyan sevgiliye Bir kekik uzatan çocuk anne deyince. Deniz dibinden çatı çeken Çocuk üstüne arkadaş üstüne
Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner Değişmiyen o gençliğiyle sevgili Ölümden sonraki kurtulma gibi Döner döner de gelir karşıma Deniz dibinden çıkan ahtapot ölüleri Eski utanmaları çeker su yüzüne
Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin Altın hatıralar hükümetinin Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış Soy utanç soy anış soy sevgi Gel artmaz azalmaz ey sevgi.

Sezai Karakoç