Ana içeriğe atla

bahçe.



" Gerçekte insanlar mutluluğu kolay kaldıramazlar. Mutlu olmak isterler elbet ama bir kez onu elde ettiler mi bir başka rüyaya kapılır, kendilerini yiyip bitirirler. "

" Niye söylüyorsunuz bunları, yoksa gidiyor musunuz? "

" Hayır küçük hanım, sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemiyordum, hepsi bu. "

" Birden öyle bir konuştunuz ki, sanki bütün bu konuştuklarımızla ilgili bir sonuç çıkartmak istiyorsunuz sandım, sizi kalkıp gitmeye zorlayan bir şey varmış gibi. "

" Hayır küçük hanım, hiç acelem yok. Size, sizi tamamen onayladığımı söylüyordum; ayrıca bakın bir kez daha söylüyorum, size boyuna yeni ve değişik işler yüklemelerine razı olmanızı pek anlamadığımı ekleyecektim sözlerime. Sözü hep buraya getiriyorum, özür dilerim,  bu işte çalışmanızı gerektiren nedenleri anlamış olsam bile, bunu kabul edemiyorum. Çekindiğim... Şundan çekiniyorum, günün birinde bunlara yeter artık diyebilmek için, daha bir sürü angaryayı kabul etmeniz gerektiğini sanıyorsunuz. "

" Ne zaman olacak bu? "

" Hayır küçük hanım, hayır. Hiçbir şeye, hiç kimseye bizlerin kişisel değerlerimizi ödüllendirmek görevi verilmemiştir, özellikle gölgede kalmış, bilinmez değerlerimizi. Bizler terk edilmiş kişileriz. "


bu denli umut etmekten kurtulmaya değmez.

" Her şey olabilir küçük hanım, hiçbir şey olmaz derken bakarsınız oluvermiş. Milyarlarca insan arasından, sizin beklediğiniz şey başına gelmemiş tek kişi yoktur. "

" Korkarım siz benim ne beklediğim konusunda yanılıyorsunuz bayım. "

" Demek ki ben yalnız beklediğinizi bildiğiniz şeyden değil, beklediğinizi bilmediğiniz şeyden de söz ediyorum. Bilmeden beklediğiniz, pek acelesi olmayan bir şeyden. "

" Evet, ne demek istediğinizi anlıyorum, bunu hemen şimdi beklemediğim doğru. Ama nasıl anladığınız bunu, lütfen söyler misiniz bayım? "

" Öbürlerini nasıl anladımsa öyle. "

" Beklediğimi bilmem gibi mi? "

" Onun gibi. Hiç bilmediğiniz bu şeyleri nasıl anlamalı? İster birdenbire gelsin, ister yavaş yavaş. Gelişi ancak fark edilebiliyor. Geldikleri zaman da şaşırtmıyorlar çünkü her zaman zaten onlara sahip olunduğu sanılıyor. Bir gün uyanacaksınız ve olan olmuş olacak. "


Marguerite Duras
Bahçe

Bu blogdaki popüler yayınlar

evli misiniz ya da tunus çok mahremdir.

Evli Misiniz Ya Da Tunus Çok Mahremdir 
Onu ne kadar sevmek bazı sularda Bazı evlerde bazı kayboluşlarda biraz Bakılıp tutulan gibi bir bir ellerin çarşısında Bir tabak, bir örtüye kolunu çarptırarak Oysa her türlü silahlarla biraz sıkıntı Sanırım çok belli bir küçümseme ölü dudaklarında Ya da giderek belki bir avuç susmayla oradan Koşulup aşka yazılmak en iri puntolarla Böyle ansızın işte yetişip sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
Ben ilerlemiş çiçek, biraz başkalık Çok yerli bir gülümseme cami avlularında Gelinip bulmak gibi sonra çocuklar, çocuklarla Bir yüzü, bir korkuyu yıllarca sevişmiş olarak Olarak pek eski bir odanın aşınmış koltuğunda Gidilmiş subaylarla yok, durulmuş gelinlerle toy Aç kapaklı bir kutu, çal çıngıraklı bir saat Yani her sabah uğrayan evlerin çokluğunca Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
İyiydim, karşı karşıyaydım bir nihilist bakışıyla Oysa gel uyaklı göz, git konuşmalı bir ayak Olup da olmamak sanki en açık…

batış

Güneştir düşen turuncusuna menekşeler sunarım Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye Çocuklara kekik toplıyan sevgiliye Bir kekik uzatan çocuk anne deyince. Deniz dibinden çatı çeken Çocuk üstüne arkadaş üstüne
Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner Değişmiyen o gençliğiyle sevgili Ölümden sonraki kurtulma gibi Döner döner de gelir karşıma Deniz dibinden çıkan ahtapot ölüleri Eski utanmaları çeker su yüzüne
Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin Altın hatıralar hükümetinin Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış Soy utanç soy anış soy sevgi Gel artmaz azalmaz ey sevgi.

Sezai Karakoç