Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

kurtarmak bütün kaygıları.

Resim
KURTARMAK BÜTÜN KAYGILARI

Sularsa akmak birgün birgün birgün Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün Birgün birer birer dağlara Ah nasıl dağlara birgün Ey birgün Çiçek açmak birgün Dağlara dağlara birer birer dağlara
Otları büyütmek birgün Birgün köyler kentler yıkanık damlar geri dönmek birgün Birgün yeni dönmek Birgün dağlara çıkmak birer birer çıkmak çıkmak Su yürümek güneş bilmek Yeniden orda otlarda orda yeniden orda orda Bitkin birgül bulmak ve geri dönenler birgün Ey yorgun atlar, sayı bilmiyen çocuklar Ey bütün hazır elbiseciler ey, Birgün olmak, küskün keşişlerden olmamak birgün Dağlara dağlara çıkmak dular köprüler sular birgün çıkmak Eski kaba arabalardan inip birgün çıkmak Dağlara dağlara dağlara başka hiç Birgün dağlara.

Turgut Uyar
Resim
" Çünkü her şey bir kere olur. "
Resim
FUGUE

Kilden bir tebessümle Kızılcık lekeleriyle gitti Saat sekiz
Saat sekizde Sakızlı bir rüzgara İncir ağaçlarına gitti
Ben de pil aldım, yün aldım Deniz suyunun kurumuş tuzlarını aldım Kollarım üşümesin diye
Fugue sahte bir ebediyettir Güvercin sesli bir kedi, minyatür pembesi Ama kirpik taranteli bırakınca Sadece müzik kalır Sadece sen. Saat sekiz
Saat sekizde, dünyanın bütün hırsızları Ağaçlara çıkmalı Kırmalı kavanozlarda saklanan bulutları Büstlerin sivri burunlarını Kollarım üşümesin artık, saat sekiz.

Pelin Batu

akşam.

Resim

OĞUZ ATAY.

Resim

Electric Litany ~ A Time (Never Be Late)

Resim
bir yerde vahim bir yanlış yapılmıştır.
Resim
" Bana bir şey söylemek düşmez. "
(...)
" Oysa açtım. Sevmeye ve sevilmeye. Yaşadıklarımı düşündüm... Küçük Osman olduğum günleri... Hayatın içinde kirlenenler, benim saflığımda, masumiyetimde yıkanırlardı. Yanağımı sıkarlardı, başımı okşarlardı. Seni kaçırsam benim oğlum olur musun? derlerdi. Şimdi büyüdüm... Küçük Osman başkalarına aitti. Ama artık kendime aitim ve tek eksiğim sevgiydi. Mete ile yollarımızın burda kesişmesi kimsenin hatası değildi ama bedelini ödemek bana düşmüştü işte... "
Resim
evet evet, gün' e ve bana gösterdiği rüyalara ihtiyacım var.
bence bu duygu, bu şey herkesin ihtiyaç duyması gereken ve henüz hiç kimsenin o ülkenin, o gözlerin, o rüyaların yokluğundan bile haberdar olmadığı bir şey de.

hamiş: salı günü öylesine bir gün değildir millet! :)
Resim
REKLAMLARDA YAŞAMA

Hep çocuk kalacak o Elinde ekmek gülen çocuk Bu çocuğun ilerisi yok Bu çocuk ne iyi ne neşeli
Bir işi yapmak için geldi Bütün çocukların bir anı onda O anı yakalamak için Anneler anne olurlar
(1961)
Sezai Karakoç
Resim
Resim
PİNGPONG MASASI

............................................. Beyaz iplik sert iplik ve tak tak Yuvarlak top küçük top ve tak tak Pingpong masası varla yok arası Ben ellerim kesik varla yok arası ........ Öpücüğüne eyvallah ve tak tak Beraber sinemaya ... evet ... ve tak tak Pingpong masası varla yok arası
Öküzün gözü ve dananın kuyruğu Kadifekale ve Sen nehri Ha Sezai ha pingpong masası Ha pingpong masası ha boş tüfek Bir el işareti eyvallah ve tak tak Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi Ne kadar güzel ne kadar sıcak Tak tak tak tak tak tak tak
(1954, Bahar)
Sezai Karakoç

bir tereddütün romanı 2.

Resim
" - Ben, dedi, okuduğum kitabın kahramanlarını sevmek isterim; onları dostum farz ediyorum, hep kendileriyle beraber yaşıyorum ve yanımdan ayrılmalarını istemiyorum. Onun için bir kitabın kahramanını... Hatta pek çok sevmeliyim. Senelerce aynı kitabı tekrar tekrar okuduğum vardır. Öyle bir kitap okuyayım ki bütün hayatımda bıkmadan hep onu okuyayım. "
" - Bence kitap demek, bir defa okumak için yazılan şey değildir. Bazı tanıdıklarım haftada üç dört tane okuyorlar. Onlara hayret ediyorum. Kitap. Nasıl diyeyim... içinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı. Değil mi? Bir musiki parçası gibi... Her vakit başka başka eserler okuyanlar iki üç günde bir dostlarını, evlerini, vatanlarını değiştiren insanlara benzemezler mi? "
" Başta mahut ' Verther ' misali. Arkasından mahut vecize: " Ne kadar insan Verther' i okuduğu için intih…
Resim
RUBAİLER

1.

Çocuklar bana kalırsa yoklar
Yok çocuk falan yok öyle şey
Hayal edilmiş ekler olacaklar
Ailelerin melankolileri için

2.

Evde ne kadar şapka varsa
Geçmiş günlerin başarısı kini
Çocuklar kullanışlı hale kor
Oyun içinde de olsa hepsini

3.

Doktor istemem Annem gelsin
Yataklar denize atılsın
Çocuklar çember çevirsin
Ölürken böyle istiyorum


(1961, Haziran)

Sezai Karakoç
Resim
" uzaktan bakıyorsam / aşkından kaçıyorsam / anla biraz beni / benden önce birisi / görmüş sevmişse seni / hakkın yok sevmeye beni... "

sabun yası

SABUN YASI
I.
Kadın azaltır çocukları için Kullanmasını yabancıları genç gördükçe Adam konuşurken eli kaybolur kızlarla Neden getirmeyi unutmasın
Nişanlı sabun demesini Bilmeyenlere denir
Ben yaşarken kirli Ne kirli adamlar vardı Yıkadılar sonra anladım Ölü olduğumu
II.
Yıkadılar sonra anladık ölü olduğunu Alıp götürdük gelin gibi öğleyin Kesip durduk resimlerden geyikleri Kuşları balıkları eski çiçekleri
Nişanlı ölü nedir  Bilmeyenlere denir
Dalgın bir vaktinizde Bozmayasınız diye geleneği Taşlara bağladığımız Siz yunmuş ölüleri
Ne aşkı ne neşesiyle Dünya Onmakta bizi Gelin gömün bari
(1957, Eylül)
Sezai Karakoç Gün Doğmadan

of not being a jew

Resim
" Dostlarının eşiğine varınca başlıyor senin  senin diasporan. Herkesin bahanesi var, senin yok Günahlı bir gölgenin serinliğinde Biraz bekleyebilirsin, daha sonra Burada kalamazsın, başa dönemezsin. Ama dön. Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön! Şarkıya dön, kalbine dön, eve dön! Kalbine dön, eve dön, şarkıya dön!
Eve dönmek kendime sarkıntılık etmekten başka nedir? Orada, arada bir beni yoklar İntihara ayırdığım zamanlar. "

Resim
" Şükret Allah' a çocuğum, Beklenilen rahmet ve bahar Gelecektir nasıl olsa Şükret Allah' a çocuğum,  Madem ki günler kısa. "

Rüştü Onur


Ahmet Kaya - Hep Sonradan

Resim
" acıyla, hüzünle ve umutsuzlukla çoğaltarak,
  günbegün
  bilinmedik bir aşkı. "

metin altıok / çakıltaşları


" bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden.
  bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden... "

metin altıok

bahçe.

Resim
" Gerçekte insanlar mutluluğu kolay kaldıramazlar. Mutlu olmak isterler elbet ama bir kez onu elde ettiler mi bir başka rüyaya kapılır, kendilerini yiyip bitirirler. "
" Niye söylüyorsunuz bunları, yoksa gidiyor musunuz? "
" Hayır küçük hanım, sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemiyordum, hepsi bu. "
" Birden öyle bir konuştunuz ki, sanki bütün bu konuştuklarımızla ilgili bir sonuç çıkartmak istiyorsunuz sandım, sizi kalkıp gitmeye zorlayan bir şey varmış gibi. "
" Hayır küçük hanım, hiç acelem yok. Size, sizi tamamen onayladığımı söylüyordum; ayrıca bakın bir kez daha söylüyorum, size boyuna yeni ve değişik işler yüklemelerine razı olmanızı pek anlamadığımı ekleyecektim sözlerime. Sözü hep buraya getiriyorum, özür dilerim,  bu işte çalışmanızı gerektiren nedenleri anlamış olsam bile, bunu kabul edemiyorum. Çekindiğim... Şundan çekiniyorum, günün birinde bunlara yeter artık diyebilmek için, daha bir sürü angaryayı kabul etmeniz gerektiğini sanı…

değirmenler

Resim
Bu odada bir şey var, mühim bir şey. 
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu / Peyami Safa 

until we bleed.

Resim

Electric Litany ~ Sad Part

Resim
Resim
fotoğraf: tık tık.

" baygındım / ölüydüm / yüzüyordummorbirsuda/ gözüm kapalıydı / konuşmuyordum / oyunbitmezki / diyordumvezireçıkıyordum /  vezirleribenimdiyeşillerin / almıştım / alıyordumartık / karşıkarşıyagelmiştik / oyunbitemezkibitemezkibitemezki. "

Bilge Karasu Göçmüş Kediler Bahçesi
Resim
Alfred Stieglitz, A Snapshot Paris, 1911

" Evet, her şey çürüyor, her şey... İnsanlar da çürümeyecekler mi? Eylül' de sanki bahara tahassür eden melül bir teravet, sanki üzerine çöken kışın kendini mahvetmek isteyen hazanın rağmına payidar kalmak, tekrar bahar olmak mücadelesi vardır. Fakat bunun için, muhtaç olduğu şeylerden mahrum olduktan başka, kendisinde de mukavemet kalmamış ve tabiat bunu anlamış gibi acı bir melal ve tefekkürle, üzerine çöken tenhalığın, matemin hatem-i merareti ile düşünüyor. Sanki ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar mukavemet ederse etsin, kışın galebe edeceğini, artık her şeyin ve her ümidin bittiğini, buna tahammül lazım geldiğini anlamaktan mütevellit bir fütur ile giryandır. Ne renk, ne rayıha... İşte yapraklar ölüyor, oh her şey çürüyor...

Mehmet RaufEylül
Resim
...Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli olur bir kadın
Denizin dibinde yürüyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların. 

...

 Sezai Karakoç.

one day...

Resim
Resim
Resim
fotoğraf: tık tık.


" my love is like a red, red rose. "  
Resim

ev karadır.

Resim
Furuğ: " Gelin ve uzak bir çölde şarkı söyleyeni dinleyin, kollarını açan ve içini çekerek: Eyvahlar olsun bana! Çünkü ruhum irinlerimin ortasında bilinçsiz kalmıştır! diyenin sesini dinleyin. "

Furuğ: " Ve sen ey kırmızıyla kuşanan ve altınlarla süslenen ve gözlerine sürme çeken gündüzün unutulmuşu! Kendine boşuna güzellik verdiğini anımsa! Uzak çöldeki şarkıdan dolayı ve seni küçük düşüren dostlarından dolayı... "

Furuğ: " Bize yazıklar olsun! Zira gündüz zeval bulup sona ermekte ve akşamın gölgeleri uzamakta ve bizim varlığımız, kuşlarla dolu kafesler gibi, tutsaklığın iniltileriyle dolup taşmakta. Aramızda ne zamana kadar süreceğini bilen biri yoktur. Hasat mevsimi geçti ve yaz bitti ve iz kurtulmadık. Kanaryalar gibi ağlarız insaf için ve yoktur, aydınlığı bekleriz ve şimdi karanlıktır... "

( Ders sınıfında Venüs yıldızını anlatan bir çocuk sesi: " Venüs yıldızı. Bazen geceleyin çok parlak bir yıldız görürüz. Bu yıldızın adı Venüs' tür. Venüs …

üç kez seni seviyorum diye uyandım.

tık. )

balzamin.

Resim
sen el kadar bir kadınsındır sabahlara kadar beyaz ve kirpikli bazı ağaçlara kapı komşu bazı çiçeklerin andırdığı iş bu kadarla bitse iyi bir insan edinmişsindir kendine bir şarkı edinmişsindir, bir umut güzelsindir de oldukça, çocuksundur da saçlarınla beraber penceredeyken besbelli arandığından haberli gemiler eskirken, deniz eskirken limanda sevgili.

Cemal Süreya
Resim
" ben yaşamıyor gibi, yaşamıyor gibi yaşıyorum. "

bir kış günü öğleden sonra.

Resim
Marguerite Duras

" Size bunu iletecek sözcükleri unuttum. Biliyordum ama unuttum işte. Ve sizinle burada, bu unutulmuşluk içinde konuşuyorum. Öyle görünmeyebilir ama ben, kendini bütün varlığıyla bir insana, bu insan dünyada üzerine en çok titrediğim insan da olsa, bir insana verebilecek kadın değilim. Kimseye yar olmaz benden. Size bunu anlatmak için seçip bir kenara koyduğum sözcükleri şu anda bulmak isterdim. Bulacağım da galiba. Ne diyordum, biliyor musunuz? İnsan, kendisine her zaman bir yer, durun bakalım, neydi; evet, o. Bir köşe, tamam, bir köşe ayırmayı bilmeli. Yalnız kalmak ve oradan sevmek için kişisel bir köşe. Neyi seveceksin, kimi seveceksin, nasıl, ne kadar?Zaman. Önemi yok bütün bunların. Sevmek için bir yer, durun bakayım, evet, kendinde kendi için bir bekleme köşesi ayırmalı insan bir aşkı, görünürde kimse olmasa da, bir aşkı ve yalnız aşkı beklemek için. Sizin bu bekleyiş olduğunuzu anlatmak istiyordum size. Hayatımın dış yüzü, o hiç görmediğim yüzü sizsiniz a…

kuğu açılışı,

Resim
" aşığım desem de yalan, değilim desem de. tanrı tanıktır ki  aslını anlamadım. "
" onun gidişine, telefonlarına, saatlerine, geyiklerine, kumlara, kuğulara kulak verme. o serseridir, serseridir, serseri. "

Lale.

One Day.

Resim

Beş Şehir (Şevket)

Resim
" Belki bu kadın çok my darling. Bir veya bin. Sen hıçkırıkları kahkaha sanıyorsun my darling.
Uçurumun kenarındaki adama hayat uzundur diyorsun. Yaz var kış var bahar var diyorsun. Belki doğru my darling. Ama ben var mıyım? Neden insanlar saadet kaybolmadan farkına varamıyorlar? Telepati neden yalan?
Ben hıçkırırken sen nasıl uyuyabiliyorsun? Bu çok yeni bir hikaye my darling. Birkaç günlük. Belki bu gece başlayan bir hikaye. Ama kelimeler eski. Saçlarını yaptırırken okuduğun bir mektup ve sonra belki bir gazetede okuyacağın haber.
Dünyadan şikayet edenlerin kaçta kaçı benim duyduklarımı duydu? Ben bu oyunu oynamak istemiyorum my darling.
Sevginin bütün oyunlardan kuvvetli olduğuna hala inanıyorum. Seven sevilir.
Demek inanmıyorum kafi derecede.
Yoksa sen de kül olurdun.
Şimdilik bu kadar my darling.
İyi geceler... "


Cemil Meriç / Jurnal 1

matmazel noraliya' nın koltuğu

Resim
27 Eylül 1317
" Üç seneden fazla vardır ki bu defteri açmadım. Kalemim elimden kaçıyor. Tabü tavanım kalmadı. Bütün sevdiklerimi gaip ettim. Bir aralık aklımı da gaip ettim. Hiçbir ümide malik değilim.Yazmak lüzumsuzdur.Sıkıntımdan bu defteri açtım. İki gün sonra Ada' daki eve taşınacağız. Karşısı denizmiş, arkası çamlık. Su, ağaç, duvar, virane, çöplük, hepsi birdir. Ben her şeye küsmüşüm. Aklımı kaybettim de neden anı sonradan buldum. Delilik çok fena şey. Velakin akıllılar için böyledir. Mecnunlar için bu bir rahatlıktır. Yoksa tecennün ederler miydi? Akıllı sevmediği dünyadan kaçıyor. Anın abese tahammülü yoktur. Ve Allah' ın hikmetini bilmeyenler için her felaket abestir. Ben de bilmedim. Hala da bilmem. Ne günahım vardır? Bana hayatım neden cehennem olmuştur? Çilem ne zaman dolacaktır? Artık hiçbir şey arzu etmiyorum ki keder duyayım. Öyledir de derunumdaki binihaye hüzün nedir?Neden yolların, penbe güllerin üzerine, güneşin üzerine siyah bir tül gerilmiştir? Ben hal…

yalnızız.

Resim
" Sen şaşarsın bana. Hele şimdiki sıkıntımın ne kadar küçük bir şeyden doğduğunu bilsen. Anlatamadım sana. Tütüncünün önünde, gözleri şöyle sağa sola bir gidip geldi. İşte o kadar. Kafi. Neden biliyor musun? Bir şeyde her şey vardır. Anladın mı? Hiçbir şey basit değildir. En küçükte en büyüğü bulabilirsin. Kurcalamasını bilirsen, bir incir çekirdeğinden bir dünya çıkar. "
Peyami Safa
Yalnızız

bir genç kız ne ister?

Resim
" Yalnız bir şey anlamıştım ki, ben çok mutsuzdum. O gece de yatakta bunu kuvvetle hissettim. Gözlerim doluyordu. Meçhul ümitlere inanmadığım an, beni kurtaracak şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum. Ümit etmek bile az. Emin olmak ihtiyacı. Yalancı geleceğin şüpheli vaatlerine değil, teminatına ve senedine ihtiyacım var. Halbuki o vaat bile etmiyor ve kendisine beni nasıl karşılayacağını sorduğum vakit, korkunç bir dilsizlikle susuyor. Uyuyamıyorum. Karanlık koridor. Sarı mumdan heykeller. Fistül var mı? Üç tane. Beyaz eşya ve beyaz gömlekler. Ameliyat lazım, ayağım biraz kısalacak. Böyle çekmek iyi mi? İşitmiyor musun? Soruyorum: Bizim bir doktor Ragıp vardır. Polis hafiyesi M. Lökok ve adamları siyah pelerinlerle meyhaneye girerler. Karanlık merdiven, iskelet, hayaletler, kandan bir kurdele, sarhoşlar, silah sesleri, merdivenlerden bir yuvarlanış, hava gazı fenerinin altında bir adam görünüp kayboluyor. Doktor Ragıp! Havuzda yıldızlar. Bir limon büyüdükçe büyüyor. Artık bu meseleyi k…
Resim
" Sonra, bir yere gitmek, insanlarla temas etmekti. Halbuki Mümtaz, insanlardan kaçıyordu. Onların anlamamazlığından haraptı. Onlar meselesiz yaşıyorlardı. Yahut da...' Yahut da ben çok biçareyim. '

Resim
" Fakat bütün bunların üstünde asıl Mümtaz' ı çıldırtan şey, o garip utangaçlığı, hiçbir günahın ve hazzın gideremediği ruh bekaretiydi. "

Resim
bir gençlik masasında, ikimiz arasında gönül,
ah bu gönül şarkıları...


" Çocukluğunun hazin tesadüfleri ona her sevdiği şeyi kendisinden çok uzakta, erişilmez bir alemde düşünmek itiyadını vermişti; nasıl aşkı keskin günah ve ölüm fikriyle beraber, yani bir nevi telafisi kabil olmayan' ın mükafat ve azabı olarak tanımışsa, bu uzaklık düşüncesi de onda o yıllarda kök salmış bir düşünce idi. "
Ahmet Hamdi Tanpınar
Huzur 
Resim

PARTİZAN.

Resim
Bazan bu hayranlıklar o dereceyi bulurdu ki, Mümtaz, saadetini kendi gibi bir faniye çok bulur, delice ihtimallerden korkardı.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Huzur 

Koş Git Bir de Sen Bak...

Resim