Ana içeriğe atla

Sen, taa en baştan
yitirilen sevgili, hiç karşılaşılmayan,
bilmem hangi sesler hoşuna gider senin.

Ben artık, geleceğin dalgası kabarırken,
görmeye çalışmam seni. Bendeki en büyük
görüntüler, denenmiş uzak manzara,
kentler ve kuleler ve köprüler ve beklenmedik
dönemeçleri yolun
ve bir zaman tanrılarla
örülmüş toprakların gücü:
yükselirler içimde anlatmak için
hep kaçınan seni.

Ah, bahçelersin sen,
ah, böylesi bir umutla
seyrettim onları. Kır evinde
bir açık pencere, - ve sen nerdeyse attın adımını
bana doğru dalgın. Sokaklar buldum, -
daha yeni yürümüştün onlarda sen;
bazen de esnaf dükkanlarındaki aynaların
senden başları dönerdi hala, ve irkilip geri verirlerdi
apansız görüntümü. Kim bilir, aynı kuş muydu
ikimizin içinden öten, ayrı ayrı.
.

Rilke

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

evli misiniz ya da tunus çok mahremdir.

Evli Misiniz Ya Da Tunus Çok Mahremdir 
Onu ne kadar sevmek bazı sularda Bazı evlerde bazı kayboluşlarda biraz Bakılıp tutulan gibi bir bir ellerin çarşısında Bir tabak, bir örtüye kolunu çarptırarak Oysa her türlü silahlarla biraz sıkıntı Sanırım çok belli bir küçümseme ölü dudaklarında Ya da giderek belki bir avuç susmayla oradan Koşulup aşka yazılmak en iri puntolarla Böyle ansızın işte yetişip sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
Ben ilerlemiş çiçek, biraz başkalık Çok yerli bir gülümseme cami avlularında Gelinip bulmak gibi sonra çocuklar, çocuklarla Bir yüzü, bir korkuyu yıllarca sevişmiş olarak Olarak pek eski bir odanın aşınmış koltuğunda Gidilmiş subaylarla yok, durulmuş gelinlerle toy Aç kapaklı bir kutu, çal çıngıraklı bir saat Yani her sabah uğrayan evlerin çokluğunca Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
İyiydim, karşı karşıyaydım bir nihilist bakışıyla Oysa gel uyaklı göz, git konuşmalı bir ayak Olup da olmamak sanki en açık…

batış

Güneştir düşen turuncusuna menekşeler sunarım Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye Çocuklara kekik toplıyan sevgiliye Bir kekik uzatan çocuk anne deyince. Deniz dibinden çatı çeken Çocuk üstüne arkadaş üstüne
Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner Değişmiyen o gençliğiyle sevgili Ölümden sonraki kurtulma gibi Döner döner de gelir karşıma Deniz dibinden çıkan ahtapot ölüleri Eski utanmaları çeker su yüzüne
Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin Altın hatıralar hükümetinin Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış Soy utanç soy anış soy sevgi Gel artmaz azalmaz ey sevgi.

Sezai Karakoç