Pazartesi

mesed.



Araya giren beyi savdim Mesed. Nasilsin simdi. Daha iyi misin? Yine evde kalmak istiyorsun, anladim. Allah kimseyi evsiz barksiz etmesin ama senin orada pencerenin kenarinda oylece oturman uzuyor beni. Pencerenin onundeki yerinden kaldirip goturmek istiyorum seni. Nereye istersen... Ama cok buyudum. Belki artik sevmezsin beni. Evlerimiz dagildi. Evler dagildi.

MUNIR NURETTIN SELCUK: " Tereddut. " Agliyorsun. Sonra: " Kederden mi neden bilmem sararmis reng-i ruhsarim? " Agliyoruz. Yagmur yagiyor. Isiklari yakiyoruz. Birazdan aksam ezani okunacak. Onumuzde, bir tabakta 2, 3 karadut. " Anne cocugun karsisinda aglama. " Agla Mesed, agla; iyi geliyor aglamak biliyorum. Masumlarin karsisinda aglamak yatistirir insani. Agla. Aglamayanlardan olma. Bana da ogret.

Hadi Oscar' a gidip bana oyuncak bakalim. Hadi, arka odanin penceresinden guvercinlere dari atalim. Oyala beni Mesed. Oyalan. Sen kipirdama olum. Vaktin geldi. Eller yukari.

Perşembe

Kan Atlasi



ben babamin yuvarladigi cigin altinda kaldim
colak miriltilarla dovmelenen cocuk
her gun her gece eger adasinda, gozu agzi elinden alinmis,
yosunlar sarmis bedenini cigliklarken bunu su icinde
karada hancer suratli abinin ruzgarin ucar adimlari
gecmis ilmeginde saklidir arzusu
icinden karanlik , tekrar ve ilenc sizdiran hayret tasinda
soruyor hatirasinda 
sirtimda ve sirtinda gezinen bu urperti kim, bir damla sut yerine bu agu kim?
ay gozuyle bakmayan kavruk akillara 
boy atmis da salgilari cucelmis sezgileri
bir yanilgi rehavetinde debelenenlere
ey yuzleri
bir babakus golgesine
cakilmis olanlar
uzgun adim, ileri mars.






Hep savunma hattindayim. Hayatin ve baskalarinin acisini cektiriyorum kendime. Gerceklikle yuzlesebilmekten acizim.  Gunes bile, salt varligiyla eziyor, huzne boguyor beni. Sadece gece vakti geceleyin, kendimle bas basayken her seyden uzak her seyi unutan ne gerceklikle ne de bir seylerin yarariyla ilgisi olmayan yitik gecede kendime kavusuyor, biraz teselli buluyorum. 

Hayatim usuyor.

bu odalarda pencerelerden asagi sarkmanin \ beni anliyor musunuz diye tekrarlamanin.


Ben bir cocuktum, icinize dustum Sizinle cevriliyim
Siz mi beni kurtaracaksiniz
Gercege bu kadar yakin bir koskte
Gercege bu kadar uzak, hem yabani hem de uysal
Kosemde oturuyorum.



Çarşamba




Ice sizmak;

aile dostu bir cerrahin eldivenlerini denemek, sonra baska bir duzeyde sevmek, tiksinmek ve ikisinin ortasinda ya da disinda bir yerde, gercekten var olmayan bir yerde durmak.


Cuma

Yarın Yapayalnız


" Neden hayatımız, bir kitabın sararık yaprakları arasından ansızın fırlayan kurutulmuş bir çiçek gibi ne bileyim rengi solmuş menekşe, ucu kırılmış kuzgunkılıcı, çıtır çıtır çınar yaprağı, neden o kadar korkunç? "


" blue is the color on the shirt of the man I love  he's hard at work hard to the touch ... my heart is soft my pa...